ASİ AKAR ANTAKYA’NIN SULARI

Antakya Gezi Rotası

Antakya gezi rotası içerisinde beni en çok heyecanlandıran Antakya’nın kendine has mimarisi, tarihi ve yemekleri oldu. Asi nehrinin suları boyunca uzanan tatil cenneti Antakya sokaklarından süzüldükçe şehir tatlı bir esinti gibi sizi içine çekiyor. Hatay’ı ziyaret ettiğimiz zaman diliminde UNESCO tarafından farklı zamanlarda “Barış Kenti” ve “Gastronomi Şehri” olarak seçilmesinin haklılığını idrak ettik.

İçerisinde pek çok ulusu ve dini sakin sakin harmanlayan bu şehir gerçekten de huzurlu bir limandı. Otelimizin de bulunduğu Harbiye semtindeki şelale ziyaretçilere serinlik sunuyor. Ayrıca Antakya yöresine ait argun müzik aletinin de Harbiye’de ustaları bulunuyor.Şehir merkezine indiğinizde tarihi alanların hemen hepsi yürüme mesafesinde. Sadece müze ve kilise için vesait gerekiyor. Tarihi çarşının minik sokaklarında yürürken insanın içine tatlı bir esinti yayılıyor. Eski Antakya evlerinin daracık kapılardan girilen geniş mekanlar bazen bir okul bazen şarap evi bazen de tatlı bir kahve evi olarak karşınıza çıkıyor.

Antakya Gezi Rotası İçinde Tarihi Yerler

Uzun çarşı içinde yaptığımız çetrefilli yürüyüş neticesinde meşhur Çınaraltı künefecisine gittik ve gerçekten güzel bir künefe yedik. Antakya mutfağını -özellikle mezelerini- çok sevdiğimi belirtmeliyim. Künefe kadar bilinmese de haytalı denilen yöreye ait tatlı da yeni tatlar denemek isteyenler için bir alternatif olabilir. Şehir merkezindeki Habibi Neccar Camii’nin yakınlarındaki bahçesinde mandalina ağaçları olan Katolik Kilisesi özellikle bahçesiyle gittiğim kiliseler arasında bana en ferahlık ve huzur vereniydi. 500 yıllık Tevrat’ıyla meşhur Antakya Sinagogu da hemen aynı alanda. Habibi Neccar Camii ise yedinci yüzyılda bir pagan tapınağı üzerine inşa edilmiş. Camide Yahya ve Yunus peygamberin türbeleri ve İsa peygamberin iki havarisinin mezarı var.

Farklı medeniyetlerin katman katman birleştiği bir merkez olarak Antakya ruhunu çok iyi yansıttığını düşündüğüm bu camiyi çok sevdim. Ortodoksluğun dört önemli merkezinden biri olan, Hristiyan kelimesinin ilk kez kullanıldığı yer olan, içinde Anadolu’nun ilk camisini barındıran, Hz. Musa ile Hz. Hızır’ı buluşturan Antakya tüm bu yönleriyle de görülmeye değer bir şehrimiz. Hatay Arkeoloji Müzesi içindeki mozaiklerle oldukça dikkat çekici. Müze içindeki dinlenme ve fotoğraf alanları da çok iyi düşünülmüş. Kentin tarihi hakkında kapsamlı bilgiye ulaşabileceğiniz müzeyi gezmenizi şiddetle tavsiye ederim. Müzeye yakın bir mesafede minik bir tepenin üstünde salınan St. Pierre Kilisesi bir mağara kilise olarak dikkat çekiyor ve gene zemindeki mozaikler görülmeye değer. Müze gezmeyi sevenler için Mozaik Müzesi de güzel bir seçenek olarak söylenmeli.

Hatay Deniz Rotası

Antakya gezi rotası içerisinde Hatay’da denize girmek isteyenler genelde Arsuz plajını tercih ediyor. Bölgede demir yolları, kara yolları ve özel teşebbüse ait pek çok tesis ve kampçılar için de özel alanlar var. Bir başka rotamız olan İskenderun’da ise Deniz Müzesi Türkiye’nin üçüncü deniz müzesi olarak çok iyi düşünülmüş ve ferah bir tarihi bina içine konumlandırılmış. Salonlara ayrılmış müzede özellikle Barbaros Hayrettin ve Paşa ve Savarona salonu ilgimi çekti. Konum olarak İskenderun sahilde olan müzenin kapısındaki teleskoptan İskenderun’u izlemek de ayrıca keyifliydi. Gene sahil bandında yürürken devasa bahçesiyle dikkat çeken Nihal Atakaş Camii görülmeye değer. İskenderun deniz kenarında sakin bir ilçe olarak bende yaşanabilir bir yer izlenimi uyandırdı.

Hatay’a özellikle muazzam yemekleri ve huzurlu sakinliği için tekrar gidebiliriz. Yaşanacak huzurlu, yemekleri güzel, fiyatları cep yakmayan ve kaliteli zaman geçirilebilecek bir şehir arayanlara Hatay’ı tavsiye edebilirim.

Yollar eviniz olsun…

Seda Nur KURT

1 thought on “ASİ AKAR ANTAKYA’NIN SULARI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir